Karabağ Sorunun Altında Yatan Enerji Menfaatleri

Neden farklı menfaatler arıyoruz : 1992 Yılında Ermenistan tarafından işgal edilen “Dağlık Karabağ” bölgesi, işgal altında durdukça Güney Kafkasya denilen bölgenin tansiyonunun düşmesine engel oldu. Rusya’nın arka bahçesi olarak adlandırılan Güney Kafkasya bölgesinde durum 27 sene sonra öyle bir hâl aldı ki, tarafların bugünlerde yaptığı savaşın son bulması için Rusya’nın bile gücü yetmez oldu.

Fakat yaşanan savaşın sebebini sadece “27 sene önce işgal edilen bir toprak parçasının kurtuluşu” olarak değerlendirmek, günümüz dünya diplomasisine bütünüyle yanlış bir perspektiften bakmakla eşdeğerdir. Hâl böyleyken “Karabağ” sorunun bu günlerde yeniden alevlenmesinin altında farklı menfaatler aramak bizleri komplo teorisyeni yapmaz.

Güney Kafkasya’dan Avrupa’ya gelen boru hatları: Avrupa bilindiği üzere doğalgaz konusunda Rusya’ya mahkumdur. Bu mahkûmiyetin ortadan kalkması için 2 seçenek vardır. Birinci seçenek Doğu Akdeniz üzerinde inşa edilmesi planlanan GKRY, Yunanistan, İsrail ve İtalya ortaklı EASTMED boru hattı projesidir.

Fakat Doğu Akdeniz’de Türkiye, Cumhuriyet donanmasının verdiği güvenle GUNBOAT diplomasisi uygulayarak, sismik araştırma ve delme filosunu bölgeye gönderip “Mavi Vatan” ‘da araştırmalara devam ederek bölgede Türkiyesiz bir boru hattının inşa edilmesinin mümkün olmadığını bölge ülkelerine göstermiştir. Doğu Akdeniz’de bu sorunun oluşması en çok Rusya’nın işine gelmiştir çünkü Avrupa’ya yine doğalgaz alternatifi bulunamamıştır.

İkinci seçenek ise Azerbaycan’ın sahip olduğu doğalgaz rezervlerinin BTE ve TANAP ile Avrupa’ya taşınacak olmasıdır. Hem Doğu Akdeniz’den Avrupa’ya maliyeti daha düşük bir boru hattı için hem de Azerbaycan gazının Avrupa’ya taşınması için Türkiye topraklarının konumu inanılmaz değere sahiptir. Bakü-Tiflis-Erzurum boru hattı BOTAŞ ve SOCAR firmaları ortaklığıyla inşa edilmiştir. Bu boru hattının inşa edilmesinin sebeplerinden biri de Türkiye’nin doğalgaz arzında çeşitliliği arttırmak istemesidir.

Trans-Anadolu Doğalgaz Boru hattı ise BOTAŞ, SOCAR ve BP ortaklığıyla inşa edilmiştir. TANAP ile bölgede İngiltere’nin de menfaatleri söz konusu olmuştur. Azerbaycan’ın sahip olduğu Doğalgaz rezervlerinin TANAP ile Avrupa’ya sevk edilmesi bu yıl içinde başlamıştır. Bu durumdan en çok rahatsız olan ülke kuşkusuz Rusya’dır. Rusya’nın, doğalgaz konusunda Avrupa için vazgeçilmez oluşu ortadan kalkmasa da TANAP sayesinde pastadan bir pay da Azerbaycan’a vermek zorunda kalmıştır.

TANAP ile Avrupa’ya senelik 12 milyar metreküp doğalgaz taşınması hedeflenmektedir. Karabağ’ın TANAP için mevcut önemi çok manidardır. İşgal altındaki bölgenin Kuzeydoğu köşesinde TANAP ve BTE hatlarının geçtiği Gence şehri bulunmaktadır. Süreci eğer takip ettiyseniz Ermenistan’ın Sovyet Rusya yapımı güdümsüz roketlerle rastgele füze attığı şehir Gencedir. TANAP hattının alabileceği olası bir zararda gaz akışının sekteye uğrayacağını düşünürsek bu mevzu yine en çok Rusya’ya yaramış olacaktı. Şimdi gelelim yazımızın başındaki Ateşkes için Rusya’nın bile tesirsiz kalması durumuna.


Karabağ’da var olan sorunlar sonucunda TANAP hattının zarar görmesi ve gaz akışının sekteye uğraması kuşkusuz en çok Rusya’ya yarayacaktır. Böyle bir durumda Rusya’nın yangına körükle gitmesi en muhtemel durumdur. Rusya göstermelik olarak Karabağ Azerbaycan toprağıdır şeklinde açıklamalar yapmış olsa da Karabağ’ın özellikle kuzey bölgesinin Ermenistan’ın elinde kalması Rusya’nın o bölgede vekil bir güçle TANAP hattını tehdit etmesine yarayacaktır.

Olayın enerji menfaatleri boyutu bu şekildeyken Rusya’nın bölgede bir barış elçisi gibi durup olayları yatıştırmaya çalışması sadece Ermenistan’ın Karabağ topraklarından tamamen sürülmesini engellemek için yapmak istediği bir oyalama çalışmasından öte değildir.

Ermeni lobisinin aktif olduğu Amerika ve Avrupa’nın sessizliği: Azerbaycan gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması tüm dünya siyasetinin dışında ve farklı perspektiflerle değerlendirilmesi gereken bir mevzudur. Bu durum öyle bir durumdur ki, senelerdir birbirleriyle ön plânda restleşen ama arka plandan ticari iş birliğinin devam ettiği Türkiye ve İsrail’i bile yan yana getirmiştir.

Dünya’nın çeşitli bölgelerinde Azerbaycan’a destek için düzenlenen mitinglerde İsrail ve Türkiye bayrağı yan yana gelmiştir. Karabağ meselesini dünya siyasi denklemlerinden bağımsız değerlendirmemizi mecburiyet kılan bir başka olay da şüphesiz Avrupa’nın enerji arzındaki tekelden kurtulmak istemesidir.

Avrupa, Azerbaycan gazı sayesinde bu tekelden kurtulurken bu kurtuluşun arka plandaki kazananı da Amerika Birleşik Devletleridir. Yıllardır müttefik oldukları Avrupa’nın ezeli düşmanları Rusya’ya doğalgaz konusunda mahkûm, mecbur ve çaresiz olması ABD’yi rahatsız eden bir durumdu.

ABD’de Sözde Ermeni soykırımını tanıtacak kadar aktif olan Ermeni lobisinin doğal olarak gerçekleşen bu denklemler karşısında çaresiz kalması, Azerbaycan için adeta bir talih kuşudur. Ermenistan ile yakın ilişkileri bulunan ve Avrupa’daki Ermeni lobisinin merkezi haline gelen Fransa’nın bile bu konuda cılız seslerden öte konuşamaması Avrupa’nın doğalgaz konusunda Rusya tekelliğinden kurtulmak istediğinin göstergesidir.

Ermenistan’a her koşulda destek olan, Rusya’nın yakın dostu olan ve kendi kendini idame ettirecek gücü olmamasına rağmen Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin hamiliğini yapmak isteyen Yunanistan bile basit kınamaların ötesine geçememiştir.

Ermeni Lobisi, Avrupa ve ABD’de aktif rol oynarken işin içine enerji menfaatleri girince senelerdir yapmış oldukları lobi faaliyetlerinin hepsi boşa çıkmış durumdadır. 1992 yılındaki işgal sonrasında Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı tarafından AGİT Minsk grubu kurulmuştur. Grupta 3 adet eş başkan vardır ve bu eş başkanların seçildiği ülkeler ABD, Fransa ve Rusya’dır.

ABD ve Fransa, günümüzde Rusya’nın doğalgaz konusunda tekel oluşunu ortadan kaldırmak amacıyla şimdiye kadar destek verdikleri Ermenistan’ı yalnız bırakmış, ABD’yi ve Fransa’yı arka bahçesi yapmış olan Ermeni lobilerinin çağrılarına tamamen kayıtsız kalmıştır. Çözüm için var olan Minsk grubunun 3 eş başkanı da şu durumda çatışmaların devam etmesini kendilerine yarar olarak görmektedir.

Orta Asya’daki Doğalgaz Arzında oluşan denge değişikliği: Orta Asya’daki doğalgaz rezervlerinin en büyük alıcısı kuşkusuz Çin’dir. 2030 yılına kadar senelik doğalgaz tüketimi 500 milyar metreküpü geçmesi beklenen Çin’in Türkmenistan’dan aldığı doğalgaz hakkında ve fiyatlandırması konusunda hiçbir bilgi ne yazık ki elimizde yok. Tarafların böyle bir gaz akışı alışverişini ne karşılığında yaptığını bilmediğimiz için Türkmenistan konusunda fazla yorum yapamıyoruz fakat, 2020 Yılı itibariyle Rusya, “Sibirya’nın gücü” adlı boru hattını devreye soktu ve bu durum Türkmenistan’ı rahatsız etti.

Çünkü Rusya bu zamana kadar nasıl Avrupa için bir tekel konumundaysa, Türkmenistan da Çin için o konumdaydı. Sibirya’nın gücü boru hattı sayesinde Türkmenistan Çin için artık bir tekel durumunda değil. Bu sebeple bir klasik olarak Türkmenistan’ın yeni ülkelerle doğalgaz satışı anlaşması yapması bekleniyor fakat, Avrupa’nın böyle bir çağrı yapması durumunda Türkmenistan’ın Çin ve Rus etkisi sebebiyle nasıl bir cevap vereceği bilinmiyor.

Hazar Denizi üzerinden yapılacak bir boru hattının TANAP hattına bağlanması durumunda Avrupa’nın eli Rusya karşısında oldukça güçlenecektir. Bu sebeple Avrupa, Türkmenistan’a ulaşmak için çeşitli yollar deniyor. Çin ve Rusya baskısı sebebiyle Türkmenistan’ın yaşanan bu olaylara nasıl bir refleks göstereceği öngörülemez durumda.

Gence şehrinin önemi: Gence, Avrupa’ya gaz satabilecek konumda olan İran ve Rusya’nın bypass edilebileceği kilit bir şehir konumundadır. Orta Asya’daki, Hazar Denizindeki ve Azerbaycan topraklarındaki doğalgaz rezervlerinin Avrupa’ya taşınmasını mümkün kılan tek ve kilit şehir Gence’dir. Hepimizin kuşkusuz emin olduğu şey şudur ki; Avrupa’nın Rusya’ya bağımlı olmasını istemeyen ABD, İran’dan gaz alınmasını da asla kabul etmez. Bu sebeptendir ki Gence, hem Amerika Birleşik Devletleri hem de Avrupa için hayatı öneme sahiptir.

Yazının geneline bakacak olursak elde ettiğimiz bilgiler ışığında özet olarak şöyle bir yorum yapabiliriz; Karabağ meselesi dünya diplomasisinde denklemlerin farklı işlediğini ve bağımsız bir şekilde değerlendirilmesi gereken bir konu olmakla beraber, Orta Asya’dan tutun ABD’ye kadar bir çok bölgeyi bütünüyle ilgilendiren bir meseledir. Karabağ meselesi Avrupa, ABD ve Türkiye’nin istediği gibi çözülürse “Türkiye, Doğu ve Batı arasında bir köprüdür” sözü gerçeğe dönüşecektir. Bunun gerçek olması için Gence şehrinin güvenliği hayati öneme sahiptir.

YAZAR: AHMET YESEVİ

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial
Open chat
Merhaba
Size nasıl yardımcı olabiliriz?